ÇHD Susmadı, Susmayacak!
 

OLAĞANÜSTÜ YARGILAMA USULLERİ GENELLEŞİYOR.

 

header6-cropBASINA VE KAMUOYUNA

OLAĞANÜSTÜ YARGILAMA USULLERİ GENELLEŞİYOR.

  21/02/2014 kabul edilen 6526 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile TMK 10. maddesi yürürlükten kaldırılmış oldu. Böylece olağanüstü mahkemeler, savcı ve yargıçlar, gizlilik/kısıtlılık kararları, TMK kapsamındaki suçlarda belirlenen gözaltı süreleri kaldırıldı. Sahiden de kaldırılmış mı oldu tüm bunlar? Yoksa olağanüstü yargılama usulleri genelleştiriliyor mu?

 Türkiye’nin yakın tarihe baktığımızda bu sorulara verilecek cevabın olağanüstü yargılama usüllerinin genelleşeceği şeklinde olacağı ortadadır. Bunu söylemek için çok geriye gitmeye gerek olmadığı, önce Ankara’nın 6 ilçesi için ve ardından da İstanbul’un Beyoğlu ilçesi için polise verilen genel arama kararı uyarınca ülkede fiili bir OHAL rejimi yaratılmasından anlaşılmaktadır. Şu ana kadar yürürlüğe konulan yargı paketlerinin, demokrasi paketlerinin polisin, Gezi’de, göstericileri gaza boğmasına, Ethem Sarısülük’ü kurşunlamasına, Ali İsmail Korkmazı döverek öldürmesine engel olmadığını; 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası kapsamındaki yasal basın açıklamalarına katıldıkları için pekçok insanın yasadışı örgüt propagandasıyla ayrıca cezalandırılmasına engel olmadığını yaşayarak gördük. Dolayısıyla bu yeni yargı paketiyle kaldırıldığı iddia edilen özel yetkili mahkemenin de tıpkı DGM’lerin ardılı olan Özel Yetkili Mahkemeler örneğinde olduğu gibi özünde değişmeden varlığını yeni bir biçim altında sürdüreceği sonucuna varmaktayız.

ifadeBu sonuca varmak için henüz kabul edilmediğinden yalnızca basına yansıyanlardan anladığımız kadarıyla yeni MİT yasasının içeriğine bakmak yeterli olacaktır. Hakim ve Savcıların özel yetkilerinin onlardan alınarak öyle anlaşılıyor ki MİT’e verileceği, özel hayatlarımızın gizliliğini ihlal eden hukuksuz dinlemelerin de “acil dinlemeler” gerekçesiyle yine MİT’e devredileceği anlaşılıyor. Kısacası her kesimden muhalif insanların artan bir baskı ile denetleneceği bir dönem başlıyor.

 AKP Hükümeti bu yasalara neden ihtiyaç duymaktadır? Bir yandan yargıda reform yapma iddiasıyla yeni yargı paketini kabul ederken bir yandan da baskıyı neden arttırıyor? Şüphesiz bir yanda artan sömürü, iki toplumsal sınıf arasındaki uzlaşmaz karşıtlığın giderek derinleşmesi, işyeri işgalleri, lokal de olsa grevler, sokak gösterileri ile diğer yanda yolsuzluk, ulusal servetin, son telefon kayıtlarından anlaşılacağı üzere, Başbakan’ın da dahil olduğu bir azınlığın elinde birikmesi bu sorunun cevabıdır.

 Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi olarak toplumsal yapının ekonomik, sosyal ve siyasal açıdan köklü bir değişimi gerektirdiği ve bu değişim ihtiyacının hiç olmadığı kadar kendisini hissettirdiği düşüncesindeyiz. Sayısını unuttuğumuz reform ya da yargı paketleri bu güne kadar nasıl işlevsiz oldu ise bundan sonra da böyle olacaktır. Ya da başka bir deyişle, bütün bu düzenlemeler baskı ve zorun hukuksallaştırılmasından başka bir şeye hizmet etmemektedir. Bu anlamda demokratik toplumdaki işlevimiz gereği artan hukuksuzluklara ve baskılara karşı duracağımızı belirtiyoruz. Saygılarımızla. 26.02.2014

 

Çağdaş Hukukçular Derneği

İstanbul Şubesi

 

 

Share Post
No comments

LEAVE A COMMENT