ÇHD Susmadı, Susmayacak!
 

DEVLET DİNLEME CİHAZLARINI YAKALATIRSA…

 

  antalya

Avukat Münip Ermiş

 

DEVLET DİNLEME CİHAZLARINI YAKALATIRSA,  DAHA DOĞRUSU  “HATTINI KAYBEDERSE”  NE  OLUR ?

Bu soruya hemen ilk ağızdan “çok matrak olur”  diye cevaplamak her halde hiç yanlış olmaz.

Ama soruya ve cevaba bir mana katabilmek için hikayeyi  hemen anlatmaya başlayalım.

20 Nisan 2012 tarihinde Antalya Özgürlükler Derneğinde 2 adet dinleme cihazı bulunur.  Bu  dinleme cihazlarından birisinde SİM KART bulunmaktadır. Yani cep telefonu düzeneği ile çalışmaktadır. Diğerinde ise küçük bir anten bulunmaktadır.

İki adet cihaz dernek başkanı tarafından aynı gün savcılığa teslim edilir. Savcılıkta suç delili olarak bu cihazları adli emanete gönderdikten sonra  dernek yöneticilerinin mağdur sıfatı ile ifadesini tutanak altına alır.

Bundan sonraki aşamada  yapılması gereken rutin işler bellidir. . SİM kartın no.suda belli olduğu için VODOFONE’dan kartın sahibi sorulur. VODOFONE’da kişinin isminin Ayhan Düzgün olduğunu  bildirir. Soruşturma Savcısı hemen ifade için Ayhan Düzgün’e davet gönderir.. Ancak gelmez.Bunun üzerine şahıs  hakkında Mahkeme   yakalama emri düzenler. Ve şüpheli sıfatı ile Ayhan Düzgün Savcının huzuruna çıkarılır.  Düzgün İfadesinde sadece  “ 0544 243 1716 numaralı telefon hattı benim adıma kayıtlı görünüyor ise de ben bu hattımı kaybetmiştim “   der.

Savcının aklına “HAT NASIL KAYBEDİLİR” .. diye bir soru gelmediği gibi  “ne zaman ve nerede bu hattını kaybettin”  sorusunu  sormakta gelmez.

Bu arada bu kişinin ifadesinin alındığı tutanakta bir gariplikte hemen göze çarpar .  İfade tutanağındaki şüphelinin  meslek bölümü “DİĞER”  diye yazılır

“DİĞER” diye bir meslek olmadığı içinde Sayın soruşturma makamı  şüphelinin  mesleği konusunu  bizlerin hayal dünyasına terk etmiş olur.

Ama hemen ardından da  bu eylemin bir terör eylemi olabileceği varsayımı ile DOSYAYI TERÖR SAVCISINA YETKİSİZLİKLE göndermeyi ihmal etmez.

Ve  Terör Savcısı da hiç itirazsız yetkisini hemen  kabul eder.  Soruşturmayı üzerine alır.  Bu aynı zamanda şu manaya gelir.” Bu  dinlemenin bir terör eylemi olması olasılığı güçlüdür. Yani terör örgütlerinden biri ÖZGÜRLÜKLER DERNEĞİNİ dinlemiş olabilir. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 10.maddesinin verdiği yetki  uyarınca bu soruşturmayı ben devralıyorum.

 TMK.10 maddesi ile yetkilendirilen Savcıların Terör Suçları dışında her hangi bir suç soruşturması ile ilgilenmeleri ve görevlendirilmeleri zaten yasal olarak mümkün değildir.

Kasım 2012 ayında bu dosyasının şikayetçisi aynı zamanda  Antalya Özgürlükler Derneğinin Başkanı olan İzzetin Günay ‘la beraber diğer dernek üyeleri gözaltına alınır.  Dinleme dosyası da bu dosyayla birleşir. Dernek Başkanı  hem terör örgütü üyesi olmaktan, hem de” terör örgütünün derneği  dinleme yapması “şüphesi nedeniyle  ,aynı örgütün hem üyesi hemde mağduru durumuna düşmüş olur.

Çünkü iki soruşturma dosyasının birleştirilmiş olması nedeniyle, hukuken artık başka bir yorum yapmak asla mümkün değildir.

Yaklaşık 8 ay süren gizlilik kararından sonra  verilen TAKİPSİZLİK KARARINDAN öğreniriz ki,  Sayın soruşturma savcısı 16.4.2012 tarihinde Mahkemeden alınan bir dinleme kararını gerekçe göstererek bu dinlemenin yasal bir dinleme olduğu düşüncesi ile  AYHAN DÜZGÜN hakkında takipsizlik kararı vermiştir.

Dosyaya baktığımızda ise bu konulan cihazların Mahkeme kararlarına dayalı olarak oraya konulduğuna ilişkin hiçbir resmi yazı yoktur.  Daha doğrusu  Sayın Savcı Emniyet Müdürlüğüne bu cihazlar size mi ait sorusunu resmi olarak sormak ihtiyacı hissetmemiştir.

Bu konu ile igili soruşturma dosyasından sadece  İFADELER VARDIR..Bunlarda  de müşteki dernek yöneticileri ile ,”HATTIMI KAYBETTİM” diyen Ayhan Düzgün’ün ifadeleridir.

Kısacası  dosyanın  bu haliyle iki adet dinleme cihazını  “Ayhan Düzgün” dışında  başka bir Allahın kuluna zimmetlemek pek mümkün gözükmektedir.

Çay,kahve sohbeti sırasında bu bilgi Emniyet yetkililerinden alınmadı ise ,  Sayın Savcının  kişisel tecrübe ve birikimi ile “bu cihazlar olsa olsa  Emniyet Müdürlüğüne  aittir” düşüncesine varması dışında geride başka bir olasılıkta kalmamaktadır.

Ama ister istemez de  aşağıdaki soruları sormaktan insan kendini alamamaktadır.

1-      Ayhan DÜZGÜN  şüpheli olarak tanımladığınıza göre  ve anlaşılan onun HATTIMI KAYBETTİM beyanını da ciddiye aldığınıza göre,  DEVLET BU VATANDAŞIN SİM KARTINI NE ŞEKİLDE NASIL EL KOYMUŞTUR.   “Yasal bir dinleme yapmak “için devlet ne zamandan beri vatandaşların SİM KARTLARINA yasadışı bir şekilde el koymaktadır ?

2- Yapılan dinleme teşebbüsü yasal mahkeme kararına dayanmakta ise bunun soruşturması neden “TAM 16 ay sürmüştür.”  Aslından mağdur durumunda olan Ayhan Düzgün hakkında neden yakalama kararı çıkartılmış ve neden şüpheli ilan edilmiştir ?

3-   Küçük bir ayrıntıdır.Ama önemlidir. ORTADA SUÇ OLMADIĞINA GÖRE; BU CİHAZLAR NE OLACAKTIR.?

Bunun cevabı takipsizlik kararında  yoktur.

– Ayhan Düzgün” benim hiç haberim yok, hattımı çaldırdım” demektedir.

– Dernek yönetimi  bu cihazlar kendilerine ait olmadığından , sahibinin bulunması için Savcılık kapısına dayanmıştır.

 – Emniyet Müdürlüğüne yazılmış bir resmi yazı olmadığı için “Emniyetin bucihazlar benim, bir zahmet işiniz bittiğinde iade edin şeklinde”    bir talebi yoktur. Bu nedenle Soruşturma Savcısı bu cihazları Emniyete de gönderememiştir.

Kısacası ortada “DEVLET AKLININDA  “ çözemediği sıkıntılı bir durum vardır.

İki adet dinleme cihazı  Sahipsiz mal statüsünde ,Antalya Savcılığının emanetinde  sahibini beklemektedir. Devlet bu cihazları ne yapacağını bilemektedir.

Bu cihazları dernek binasına yerleştiren de ortada olmadığına göre , her hangi bir ihtiyaç sahibinin   hem  devleti sıkıntıdan kurtarmak, hemde  kendi ihtiyacını gidermek için Antalya TMK Savcılığına başvurmasında bizce yasal hiç bir engel bulunmamaktadır.

Share Post
No comments

LEAVE A COMMENT