ÇHD Susmadı, Susmayacak!
 

Anayasa Mahkemesi Çağrı Danışman Davasında “Polisler Yargılansın” dedi.

 

çagrıAnayasa Mahkemesi Antalya’da 2012 yılı ekim ayında polisler tarafından öldürülen Çağrı Danışman’la ilgili olarak ailenin bireysel başvurusunda, takipsizlik kararı verilemeyeceğini, polislerin yargılanması  gerektiğine karar verdi.

Kararda, yaşam hakkının ihlali ile ilgili olarak, Başvuru konusu olay gibi, ölüm olayının öncesi tamamen kamu makamlarının kontrolü altında gerçekleşmese bile olaya karışan ve doğrudan eylemleri ile ölüme neden olan kişilerin güvenlik güçleri olduğu ve olay sonrası kontrolün tamamen bu kişilerde olduğu durumlarda, olayın gelişimi ve karşılıklı tarafların eylemlerinin derinlemesine ve çok boyutlu bir değerlendirmesinin yapılabilmesi için resmi soruşturmanın, olaya karışan kişilerin olası cezai sorumluluğunun bulunup bulunmadığını belirleyebilmek adına, soruşturma aşamasını geçerek bir kovuşturma sürecini içermesi gerektiğinin evleviyetle kabulü gerekmektedir.  denerek,  Savcılığın takipsizlik kararı veremeyeceğini, delillerin değerlendirilmesinin Yargıya ait olduğunun altı çizildi. Usul yönünden yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verildi.

Çağrı Danışman’a yapılan işkence ile ilgili olarak ise otopsi raporunda  “Alın sol yandan sol zyogamaya uzanan, alın sağ yandan sağ zygomaya uzanan, sağ kulak kepçesi ön kısmında, oksiital üstte ortada saçlı deride kısmen parsönenleşmiş ekimozlu cildi sıyrık alanları, dudakların iç yüzünde ekimozlu yüzeysel sıyrıklar, üst çene sol birinci dişin uç kısmında kırık, üst çenede orta hatta kesici dişler arasından üst damağa uzanan kırık hattı, burun kemiği ve sağ zyogamada kırık krepitasyonu, sağ kolda parçalı kırık deformitesi, sağ uyluk ön yüz 1/3 alt-iç kısımda 1,5×1 cm lik, sağ el 3. parmak tırnak kökünde 0,8 cm lik ekimozlu cildi sıyrık olduğunun,” tespit edildiği belirtilerek “Yaşam hakkına yönelik ihlal iddiaları için geçerli olduğu gibi, bir kamu görevlisinin işkence ve kötü muamelesine maruz kalındığına yönelik iddialar açısından da yürütülmesi gereken soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Şayet bu mümkün olmazsa, Anayasa’nın 17. maddesi, sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hale gelecek ve bazı hallerde devlet görevlilerinin fiili dokunulmazlıktan yararlanarak, kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olabilecektir. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek başına soruşturma yapılmamış olması yahut da yeterli soruşturma yapılmamış olması da kötü muamele teşkil edebilmektedir. Bu bağlamda konu hakkındaki soruşturmanın derhal başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir ” dendi.

Buradan hareketle, “Başvuru konusu olay açısından, yaşanan olayın hangi aşamasında ne şekilde Ç.D.’nin vücudunda otopsi raporunda ifade edilen kırk ve yaraların meydana geldiğini, iddia edildiği şekilde Ç.D.’nin gerçekten polislerin bir muamelesine maruz kalıp kalmadığını, olası böyle bir muamelenin ağırlık derecesini, herhangi bir cezai sorumluluk gerektirip gerektirmediğini  olayı  ilk elden  inceleyen  soruşturma ve kovuşturma makamları inceleyecekler ve bu konularda bir karara varacaklardır. Başvuru konusu olayda, Savcılığın ve Mahkemenin verdikleri kararlarında, başvurucunun işkence ve kötü muameleye ilişkin ciddi nitelikteki iddialarını ne reddettikleri, ne makul görüp gereği gibi bir işlem yürüttükleri ne de bu yöndeki iddiaları ölümün gerçekleşme koşulları içerisinde değerlendirdikleri görüldüğünün ” altı çizilerek, bu  deliller karşısında işkence ile ilgili soruşturma yürütülmemesinin etkin başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

Anayasa Mahkemesi karar örneğini tıklamak suretiyle indirebilirsiniz.

anayasa mahkemesi.pdf-danışman

 

http://www.milliyet.com.tr/-polis-devleti-tartismasina-isik-gundem-1955763/

Share Post
No comments

LEAVE A COMMENT