ÇHD Susmadı, Susmayacak!
 

ÇHD Üye ve Dostlarına…

Değerli üyelerimiz ve dostlarımız;

logoİmzacısı olduğunuz metni sosyal medya aracılığı ile aldık.

Çağdaş Hukukçular Derneği’nin bu eleştiriye ve çağrıya kulaklarını kapatması elbette mümkün değil.

Kapsamlı bir çalışmayla dikkatimize sunduğunuz eleştiride bir süredir çeşitli Şube ve Genel Merkez Yönetim Kurulu toplantılarında tartıştığımız ve üzerinde hassasiyetle çalıştığımız bir sıkıntıdan söz ediliyor.

Üyemiz olan veya olmayan tüm imzacıların ÇHD çalışmaları ile ilgileniyor olması bizim açımızdan değerlidir. Üyelerimiz ve yöneticilerimizin üzerinde henüz fikir birliğine varmasını sağlayamadığımız değerlendirmeler arasına çağrınızı da aldık. Bakış açılarından en az birisinin bu vesile ile etkili bir desteğe kavuştuğunu söyleyebiliriz.

Bu aşamada hatırlanmasında fayda gördüğümüz birkaç husus var;

ÇHD bir Demokratik Kitle Örgütü’dür. Yani kararlarını kongrelerinde ve seçilmiş kurullarında alır. Tartışmalarını ve seçilmiş yönetici kurullarının kararlarına ilişkin eleştiri-özeleştiri süreçlerini gerektiğinde örgüt içinde yürütür.

15 Ağustos 2014 tarihli Genel Yönetim Kurulu kararıyla, Eylül ayı içerisinde, tüm üyelerimize açık (yani delegesiz) “SOL İÇİ ŞİDDET; SALDIRI VE ÇATIŞMA ORTAMI KARŞISINDA ÇHD’NİN YAKLAŞIM VE GÖREVLERI” konulu bir genel kurul (konferans) yapılması kararı alınmıştır.

Hiçbir görüşü göz ardı etmeden, eleştiri ve özeleştirinin tüm karşılıklı imkânlarından yararlanmayı temel alan konferans tek meşru ve işlevsel zeminimizdir. “Sosyal Medya” yerine bunu tercih ediyoruz.

Çağdaş Hukukçular Derneği, alanında geniş bir siyasal çeşitlilik barındıran son kitle örgütüdür. Bu düşüncemiz, yaşanan soruna dair alanda çalışan diğer demokratik kitle örgütlerinin göstermiş olduğu açık taraflılık ve bu anlama gelen kurumsal açıklamalarına rağmen kamuoyunda hiçbir tartışma yaratmaması ile doğrulanmıştır. Diğer demokratik kitle örgütlerinin açıkça ve imzasıyla sol içi şiddet sorununda kabul edilemez bir dille taraf olması eleştiri konusu dahi yapılmazken, imzacısı olunmayan bir açıklama için yer sağlanması tartışmasının ÇHD açısından getirildiği nokta dikkat çekicidir. Ancak bu tür tartışmaların kendisi, bir demokratik kitle örgütü için sağlık belirtisidir. Bu çeşitliliği değerli buluyoruz. Üyelerimiz de öyle bulmalılar.

Çağdaş Hukukçular Derneği, üyelik ilişkisi bulunmasa bile, dostlarından gelen her türlü eleştiriye açıktır.  Ama bir “sivil toplum örgütü” değildir. Kendi öz gücü ile çalışır. Sorunlarını tartışabilecek, eleştiri-özeleştiri süreçleri işletebilecek ve kendi kararlarını alabilecek geleneğe, tarihsel ve siyasal yeterliliğe sahiptir.

Sosyal medya aktivitelerinin; dikkatimizin bu konuya toplanması ve tartışmayı geliştirmek açısından çok değerli olmakla birlikte, bir demokratik kitle örgütünün temel tartışmaları için elverişli olmadığını sizler de kabul edersiniz.

Konuya ilgi duyan bütün üyelerimizi Konferansı canlı ve etkili bir örgüt içi mekanizma olarak çalıştırmaya bekliyoruz.

Üyemiz olmasalar bile, ÇHD ile ilgilenmeyi ve eleştiriler sunarak güçlenmesini sağlamayı önüne koymuş tüm dostlarımıza minnettarız. Tartışma süreci boyunca onları bilgilendirmeyi ihmal etmeyeceğiz ve eleştirilerinin karşılanması konusunda gösterdiğimiz samimi gayreti onlarla paylaşacağız.

Sevgi ve iyi çalışma dileklerimizle.

Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Merkezi

 

Share Post
Latest comments
  • ÇHD Genel Merkezi olarak 21.08.2014 tarihinde benimde imzacısı olduğum metne dair yapmış olduğunuz açıklama; ÇHD İstanbul Şubesi yönetiminin Halk Cephesi’nin basın açıklaması çağrı metnindeki hakaret ve şoven ifadeler içermesine rağmen yer temin etmek suretiyle kedi ilkelerine aykırı karar almasını giderecek bir açıklama değildir. Bu açıklamada geçen, “… Diğer demokratik kitle örgütlerinin açıkça ve imzasıyla sol içi şiddet sorununda kabul edilemez bir dille taraf olması eleştiri konusu dahi yapılmazken, ” ifadesi ÇHD üyelerinin tartışma konusu ettiği bir husus değildir. Çünkü bunu bahsettiğiniz o demokratik kitle örgütlerinin kendi üye ve yöneticileri kendi içlerinde tartışmalı ve dışarıya dönük olarak kurumlarının bir özeleştiri vermesini isteyebilirler.

    Ayrıca, sorun İstanbul Şube Yönetimi’nin aldığı hatalı karar nedeniyle yaşanmasına rağmen Eylül ayı içerisinde, “SOL İÇİ ŞİDDET; SALDIRI VE ÇATIŞMA ORTAMI KARŞISINDA ÇHD’NİN YAKLAŞIM VE GÖREVLERI” konulu bir genel kurul (konferans) yapılması kararı ile üyelerin eleştirilerini zamana yayarak etkisizleştirmek ve (kaba kaçabilir ama) gaz almaya dönük tutum ve davranışlardır. Yine 21.08.2014 tarihli metinde;

    “… ÇHD bir Demokratik Kitle Örgütü’dür. Yani kararlarını kongrelerinde ve seçilmiş kurullarında alır. Tartışmalarını ve seçilmiş yönetici kurullarının kararlarına ilişkin eleştiri-özeleştiri süreçlerini gerektiğinde örgüt içinde yürütür.
    …Sorunlarını tartışabilecek, eleştiri-özeleştiri süreçleri işletebilecek ve kendi kararlarını alabilecek geleneğe, tarihsel ve siyasal yeterliliğe sahiptir.” ifadelerinin aksine İstanbul Şubesi’ne yöneltilen eleştirilere rağmen çokça bahsedilen özeleştiriyi vermemek için adeta bin dereden su getirilmektedir. ÇHD Genel Merkezi dost ve üyelerinden gelen eleştirileri gerçekten ve samimi olarak dikkate alıyorsa, “SOL İÇİ ŞİDDET; SALDIRI VE ÇATIŞMA ORTAMI KARŞISINDA ÇHD’NİN YAKLAŞIM VE GÖREVLERI” konulu konferansı sorunun yaşandığı yer olan İstanbul’da yapılmasını öneriyorum.
    İstanbul ÇHD Şube üyesi Av. Ümit SİSLİGÜN

  • Daha önceki yıllarda,şovenizmin göreceli olarak kendini daha çok hissettirdiği dönemlerde,sendikaların toplantı salonlarında kimi gruplar toplantı yaptıkları için yüzlerce üye sendikalarından istifa etmişlerdi.O dönemde “yanlış değerlendirme yapıyorsunuz,demokratik kurumlarda bu tür toplantılar hep yapılmıştır ve yapılmaya devam edilecektir.Dolayısıyla istifa etmek doğru değildir” diye uyarılarda bulunmuştuk…
    Şimdi aynı şey ÇHD de yaşanıyor.İzmir’de 26 ÇHD üyesi,genel merkezlerinde “Halk Cephelilerin” toplantı yapmasını bahane ederek istifa ettiler.
    O dönemde eğitim sendikalardan aynı gerekçeyle istifa edenler ulusal değerleri ön plana çıkan arkadaşlarımızdı,bu dönemde ise ÇHD den istifa edenler HDP ve onun bileşenlerini oluşturan avukatlar…Dikkat edilirse meslek grupları ayrı olsa bile ,birbirlerine zıt gibi görünen bu anlayışların istifa gerekçeleri hep aynı… kendisi gibi düşünmeyenlerin kendi kurumlarında yaptıkları basın açıklamaları…Bu gerçekliğin bir açıklaması olmalı…
    Tarih tekerrürden ibaret değildir elbette… Her dönemin kendine ait öznel ve nesnel koşulları vardır ve insanlar bu koşullardan etkilenebilirler.Ancak hangi meslek grubu olursa olsun,hangi siyasi ve politik ideolojiden beslenirse beslensin ilkeli olmalı,tutarlı olmalı.Hele hele söz konusu Çağdaş Hukukçular olunca işin rengi,biçimi,içeriği daha önemlidir.Çünkü onlar kimsesizlerin,çaresizlerin,mağdur ve mazlum olan geniş halk yığınlarının avukatlarıdır.Dolayısıyla ÇHD’nin bu misyonu sadece kendilerini değil aslında muhalif olan herkesi yakından ilgilendirir.Kendi siyasi renkleriyle sağlam bir avukatlık kurumu herkesin yararınadır….

LEAVE A COMMENT