ÇHD Susmadı, Susmayacak!
 

ELDH ” TÜRKİYE’DE AVUKATLARA KARŞI KİTLESEL DAVALAR DEVAM EDİYOR “

Istanbul/Düsseldorf, 10 Kasım 2014

eldhELDH – DÜNYADA DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI İÇİN AVRUPALI HUKUKÇULAR BİRLİĞİ

 

Basın Açıklaması

 

TÜRKİYE’DE AVUKATLARA KARŞI KİTLESEL DAVALAR DEVAM EDİYOR

Değişik Avrupa ülkelerinden ve Dünyadaki pek çok başka ülkeden avukatlar yine Türkiye’deki iki önemli kitlesel davayı takip ediyorlar. Bu avukatlar, Türkiye’deki Çağdaş hukukçular Derneği – ÇHD üyesi 22 avukata karşı açılmış olan davayı ve KCK üyesi olmakla suçlanan 46 avukata karşı açılmış olan davayı takip ediyorlar.  Avukatlara karşı açılmış politik davalar sadece bunlar değil, fakat belki de bunlar en ölçüsüz olanları. Bunlar gibi başka pek çok dava bulunuyor. Çok dikkat çekici olan bir tanesi İstanbul Barosu Başkanına ve tüm Yönetim Kurulu üyelerine karşı açılmış olan dava idi. Bu süreçte onlar beraat ettiler.

Avukatlara karşı açılmış olan bu davaların ortak noktası , Türkiye’deki diğer pek çok davada olduğu gibi, bunların siyasi nitelikte arka planlarının olmasıdır. Pek çok olayda avukatlar gösteri yapmak, grev yapmak, ifade özgürlüğünü kullanmak, sanatçı olarak çalışmak sebebiyle suçlanan kişileri, siyasi örgütlerin veya sendikaların yöneticisi veya üyesi olmakla suçlanan müvekillerini savunmuşlardı. Ve bu kişileri savunarak mesleki görevlerini yerine getirmişlerdi.

Benim örgütüm, Dünyada Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupalı Hukukçular Birliği – ELDH, bu davaları başlangıcından itibaren gözlemlemektedir. ELDH 18 Avrupa ülkesinden avukatları biraraya getiren bir örgüttür. Üye örgütlerimizden bir tanesi Türkiye’deki Çağdaş Hukukçular Derneğidir (ÇHD). ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı, ELDH Yönetim Kurulu üyesidir. Kendisine bu yılın Mayıs ayında, ELDH’nin Almanya’daki üye örgütü olan Alman Demokratik Avukatlar Birliği (VDJ-Association of Democratik Lawyers) tarafından Hans Litten Ödülü verilmiştir. Kendisi, insan hakları için yaptığı uzun süreli ve cesaretli mücadelesi sebebiyle bu ödüle layık görülmüştür.

Pek çok ülkeden avukatlar Türkiye’deki en dikkat çekici davaların gözlemlenmesine katıldılar. Bunun sebebi Türkiye’nin güzel bir ülke ve İstabul’un muhteşem bir şehir olması değildir. Bunun sebebi, dünyada, hükümetten ayrı yönde düşünen ve bu düşüncelerini ifade etme cesaretini ve kendilerini savunmak için örgütlenme cesaretini gösteren insanlara karşı bu kadar çok siyasi davanın bulunduğu başka bir ülke olamayacağı gerçeğini görmezden gelemememizdir.  Bu davaları gözlemliyoruz çünkü, avukatların ve diğer sanıkların bir yıl gibi bir süreyle hüküm öncesi tutuklu kalmış olmalarını kabul edemiyoruz.

Bu kitlesel davalarda suçlanan avukatların hüküm öncesi tutukluluk hallerinin sona ermiş olmasının sebebi Ceza Muhakemesi Kanununda ve Terörle Mücadele Kanununda yapılmış olan değişikliklerdir. Bu değişikliklere bağlı olarak Terörle Mücadele Kanunu ile kurulmuş olan özel Ağır Ceza Mahkemeleri kaldırılmıştır. Bu Mahkemelerde devam eden davalar (olağan-normal) Ağır Ceza Mahkemelerine dağıtılmıştır. Ve sadece yeni mahkemelerin davaları incelemek için zamana ihtiyacı olması sebebiyle, tutuklu avukatlar hüküm öncesi tutukluluk haline son verilerek tahliye edilmişlerdir. Fakat bu kararın verilmesinden önce, KCK davasında bazı avukatlar neredeyse 3 yıl boyunca hüküm öncesi tutukluluk halinde kalmışlardır. ÇHD davasında bu süre 15 aydır. Serbest bırakılmalarına rağmen hepsinin duruşmada hazır olacağı dikkate alınırsa, hüküm öncesi tutuklu tutulmaları için hiç bir sebep bulunmamaktaydı.

Yasa değişiklikleri Hükümet tarafından, bu değişikliklerin “özel savcılara”, “özel mahkemelere” ve özel ceza yargılama usullerine son vereceği söylenerek açıklanmıştı. Hükümet aynı zamanda bu değişiklikleri demokrasi ve hukuk devleti için önemli bir adım olarak duyurmuştu. Yarın Hükümetin gerçek niyetini göreceğiz. Kuşkularımızın doğrulanıp doğrulanmadığını göreceğiz. Muhalif kesimleri siyasi etkinlikleri sebebiyle terör iddiası altında suçlayan Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümleri halen yürürlüktedir. PKK, hükümetle sürdürdüğü görüşmelere ve ID’ye karşı yürüttüğü silahlı mücadeleye rağmen halen terör örgütü olarak listelenmiştir.

Biz farkındayız ki, bu davalardaki yargıçlar çok büyük baskı altındadırlar, ve bu baskı sadece hükümetten gelmemektedir. Bu baskıya karşı durmak için yeterince cesaretli olacaklar mıdır? Uluslararası hukukun temel ilkelerini uygulayabilecekler midir? Sadece yasaya uygun olarak elde edilmiş olan delilleri kabul edecekler midir? Mesleki görevlerini yerine getirmek dışında başka bir şey yapmamış olan avukatları cezalandırmaktan kaçınacaklar mıdır? Bu iki davayı ve Türkiye’deki diğer siyasi nitelikli davaları gözlemleyen avukatlar sonucun ne olacağı konusunda çok endişeliler. Bu hafta bu siyasi davaların sona ermesinin başlangıcı olacak mı?

Thomas Schmidt

ELDH-Secretary General

Share Post
No comments

LEAVE A COMMENT