ÇHD Susmadı, Susmayacak!
 

Ethem Sarısülük’ü vuran katili saklamayın

ÇHD ve İHD Ankara Şubeleri ortak yaptıkları basın açıklamasında Ethem SARISÜLÜK’ün katilinin bulunması ve yargı önüne çıkarılması için sonuna kadar mücadele edeceği vurgulandı; daha sonra, aile adına Cumhuriyet Savcılığına şikayet dilekçesi verildi.

BASINA VE KAMUOYUNA

TARİH: 01.06.2013,

YER: Ankara, Kızılay YKM önü

 

İstanbul Gezi Parkındaki göstericilere yapılan saldırıyı protesto eden grubun üzerine polis tarafından ateş açıldı. Ethem SARISÜLÜK, insanların gözleri önünde yere yığıldı. Ethem bir daha gözlerini açamadı ve dün beyin ölüm gerçekleşti.

 

Adli bir vaka olarak bu olayı anlatabiliriz. Ancak bunun adli bir vaka olmadığını bizler biliyoruz ama sizler çok daha iyi biliyorsunuz. Sessizliğiniz ve yokmuş gibi davranmanız da aslında bundan. Bugün İçişleri Bakanı, Ankara Valisi, Ankara İl Emniyet Müdürü, İl Çevik Kuvvet Şube Müdürü ve diğer yetkililerle ilgili şikayette bulunduk. Ethem yere düşeli ve gözlerini açmayalı tam 13 gün oldu.

 

Ancak bizler görüntülerini izlediğimiz, verdiği röportajları basında okuduğumuz polisin hala kim olduğunu bilmiyoruz. Ama sizler biliyorsunuz. Susuyorsunuz, gizliyorsunuz ve açıkça suç işliyorsunuz. Gezi Parkına, Taksime saldırdığınız da işlediğiniz gibi. Tonlarca gazı hedef gözeterek insanların üzerine ateşlediğiniz gibi. Kızılay’da, Taksim’de TOMA’ları insanların üzerine sürdüğünüz gibi. Abdullah CÖMERT’i öldürdüğünüz gibi. Ethem’e silahla ateş ettiğiniz gibi.

 

Ethem SARISÜLÜK’ün vurulma anı görüntülerle sabit olduğu halde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 13 gündür katil polisin kimliğini tespit etmemiştir. Daha önce de söylediğimiz gibi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kolluk güçleri üzerine hiçbir hükmü yoktur. Kolluk kuvvetleri amir, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yazışma mercii gibi hareket etmektedir.

 

buradan bir kez daha sesleniyoruz; Ethem’i vuran katili saklamayın, derhal görevden el çektirilerek tutuklanmasını talep ediyoruz. Bunu yapmadığınız sürece hiçbir açıklamanızın ve yazışmanızın bir önemi yoktur.

 

Çağdaş Hukukçular Derneği ve İnsan Hakları Derneği olarak tüm toplumsal muhalefet ile birlikte asla yılmayacağız ve Ethem’in katilini ve katilini koruyanları yargı önüne çıkaracağız.

 

Saygılarımızla.

 

ÇHD Ankara Şubesi İHD Ankara Şubesi

CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

ANKARA

 

 

ŞİKAYETÇİLER : 1- Mustafa SARISÜLÜK (TC Kimlik No: 19522764680)

2- İkrar SARISÜLÜK (TC Kimlik No: 19450767098)

 

VEKİLLERİ : Av. Kazım BAYRAKTAR- Av. Eylem HAKVERDİ- Av. Murat YILMAZ- Av. Teoman ÖZKAN

Strazburg Caddesi 12/5 Sıhhiye ANKARA

 

ŞÜPHELİLER : 1- İçişleri Bakanı

2- Ankara Valisi

3- Ankara İl Emniyet Müdürü

4- Ankara Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürü

5- Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nden sorumlu Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı

6- Olay günü olay yerinde şüpheli polis memurunun da aralarında bulunduğu çevik kuvvet polislerini idare eden çevik kuvvet amiri.

 

SUÇ : Görevi kötüye kullanma (TCK m.257), Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi (TCK m. 279), Suç delillerini yok etme gizleme veya değiştirme (TCK m. 281), Suçluyu kayırma (TCK m. 283),

 

OLAYLAR :

 

1- Ethem SARISÜLÜK, 01.06.2013 tarihinde, 17:00- 17:50 saatleri arasında, Kızılay’ da üniformalı bir polis tarafından ateşli silahla yaklaşık 1-2 metre mesafeden vurulmuştur. Diğer müvekkiller Mustafa SARISÜLÜK ve İkrar SARISÜLÜK, Ethem SARISÜLÜK’ ün abileridir.

 

Ethem’i ateşli silahla vuran polis, olay yerinde birçok polis olmasına rağmen, olay yerinden rahatlıkla kaçmıştır. Vurulma anından hemen sonra Ethem ambulansla Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ ne kaldırılmıştır. Ethem’in sağlık durumu çok ağır olup, mermi kafasına isabet etmiş, beyin içerisinde yol almış ve kafatası içerisinde kalmıştır; kafatasında kırıklar ve beyinde ölümcül hasar meydana gelmiştir. Şikayete konu olay halkın isteği dışında, Taksim Meydanı Gezi Park’ında ağaçların kesilmesi ve buraya “AVM” yapılmasına ilişkin Kızılay Meydanı’nda yapılan protesto eylemleri sırasında, kolluğun aşırı ve orantısız güç kullanması sonucunda meydana gelmiştir. Ethem SARISÜLÜK’ ün vurulması sırasında Ankara Emniyet Müdürlüğü’ ne bağlı kolluk gücü protestoculara karşı şiddet uygulamış, alanda yoğun bir gaz bombardımanı uygulamak suretiyle halkın gösteri yapmasını engellemeye çalışmıştır. Milyonlarca insan haber kanallarında Ethem SARISÜLÜK’ ün polis tarafından vurulma anını seyretmiştir.

 

Bu olaya dair Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gerekli şikayet yapılmış, elimizde bulunan hastane evrakları ile görüntüler savcılığa teslim edilmiştir. Bu konuya dair savcılık soruşturma numarası 2013/75504’tür.

 

ŞÜPHELİLER GÖREVLERİNİ KÖTÜYE KULLANMAKTA

VE

SUÇLUYU GİZLEMEKTEDİRLER

 

2- Soruşturma dosyasında savcı olay yerinde keşif yapmış, tanıkları dinlemiştir. Söz konusu olay Ankara Kızılay metrosu Milli Müdafaa çıkışında çıkışa 8 metre mesafede kaldırımda olduğu keşif sırasında tanık anlatımları ile tespit edilmiştir. Olayın olduğu yerde mobese kamerası, yine özel işyerleri kameraları olduğu da tespit edilmiştir. Kaldı ki olay anı CNN Türk kameramanı tarafından kayda alınmış bu görüntüler televizyonlarda izlenmiştir. Yine olay yerinde birçok yerel ve ulusal basın da çekim yapmış olduğu CNN Türk kameramanı tarafından çekilen görüntülerden anlaşılmaktadır. Buna rağmen müvekkilimizi vuran polis memuru şüpheliler tarafından rahatça tespit edilebilecek durumda iken hala herhangi bir tespiti yapılmamış, adeta şüphelilerce gizlenilmeye çalışmıştır.

 

3- İlk şikayet dilekçemizde belirttiğimiz üzere polis memurlarına görevleri dolayısıyla teslim edilen silah ve mermiler zimmetlenerek teslim edilmektedir. Ethem’i vuran polis memuru kendisine zimmetlenen mermileri kullandığı için eksik teslimat yapacak ve bu zimmet kayıtlarında görülecektir. Olay anı görüntüleri bir tarafa bırakılıp 31.06.2013 tarihinde Kızılay da görev alan polislerin silah ve mermi zimmet kayıtları incelenerek dahi bu polisin tespit edilmesi mümkün iken hala hiçbir tespitin yapılmaması şüphelilerin müvekkilimiz vuran polisi saklamaya ve görevlerini kötüye kullandıklarını göstermeye yetmektedir.

 

ŞÜPHELİLER SUÇU BİLDİRMEMİŞ,

BUGÜNE KADAR SUÇLUYU VE KULLANDIĞI SİLAHI SAVCILIĞA TESLİM ETMEYEREK SUÇ DELİLLERİNİ GİZLEMİŞLERDİR

 

4- Olay anı Ethem’in polis tarafından vurulduğu ve vuran polisin kim olduğu gerek olay yerinde bulunan amirleri gerekse televizyon kanalından yayınlanan görüntülerden çok net bir şekilde görülmekte iken şüpheliler bugüne kadar ne suçu ne de suçluyu savcılığa bildirmişlerdir. Öyle ki polisin ve olayda kullandığı silahın derhal savcılığa teslim edilmesi gerekir iken şüpheliler bunu da yapmamışlardır. Şüpheliler çok açık bir şekilde olayın en büyük delili olan silahı gizlemişlerdir.

 

Evraklarda değişiklik yapmak ve silahı yok etmek belli erkleri elinde bulunduran şüpheliler açısından oldukça kolaydır. Maalesef yaşadığımız ülkenin bir hukuk devleti olduğu söylemi ve yasalarda yer alması olay anından bugüne kadar gelinen sürece baktığımızda bizleri rahatlatmamaktadır. Şüpheliler hakkında etkin bir soruşturma yürütülmemesi, Ethem’in polis tarafından öldürücü şekilde yararlanmasına binaen yapılan şikayetimizi ve bu şikayet üzerinden yapılan soruşturmayı etkinsizleştirecek ve belki de faili meçhul dosyalar arasına yenisini ekleyecektir.

 

MÜVEKKİLİ VURAN POLİS MEMURUNU TESPİT ETMEYEN, GİZLEYEN VE GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANAN

SORUMLULAR HAKKINDA KAMU DAVASI AÇILMALIDIR

 

ŞÖYLE Kİ;

 

A. ANAYASA GEREĞİ İŞLEMLER HUKUKA AYKIRI OLUP,

ANAYASAL SUÇ HÜKMÜNDEDİR

 

4- Anayasanın 17. maddesi gereği; “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” Ancak polis memuru, kanundan gelen yetkisini aşarak silah kullanmış, kitlenin üzerine ateş açarak müvekkilin başından ağır derecede yaralanmasına sebep olmuştur.

 

Anayasanın 34. maddesi gereği “Herkes izin almaksızın toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahip olup”, bu demokratik bir ülke olmanın vazgeçilmez bir gereğidir. İnsanların İstanbul Taksim Gezi Parkı’na yapılması planlanan AVM ya da diğer yapıları protesto etmesi kadar doğal bir durum olamaz. Buna ilişkin olarak insanların Anayasaca tanımlanmış anayasal hakkını kullanmış olmalarından ötürü bu tip bir davranış modeline maruz kalması, bireyin güvenliğinin de önünde ciddi bir engel olarak karşımızda durmaktadır.

 

B. AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ’NİN 2. MADDESİ, 6. MADDESİ

GEREĞİ DE YAŞANANLAR HUKUKA AYKIRIDIR

 

5- AİHS mad. 3. gereği herkesin yaşam hakkı korunmak zorundadır. Oysa müvekkil Ethem SARISÜLÜK, herkesin gözü önünde polis tarafından başından vurulmuş ve bu hakkı hiçe sayılmıştır. Yine sözleşmenin 6. Maddesi gereğince herkes adil yargılanma hakkına sahiptir. Oysa şüpheliler suçluyu gizleyerek adil bir yargılamanın yapılmasına engel olmakta, suçun cezalandırılmasını önlemektedirler.

 

C. 4483 SAYILI YASA İLGİLİ KAMU GÖREVLİLERİ YÖNÜNDEN

KAPSAM DIŞI OLUP, İZNE GEREK YOKTUR

 

6- Ülkemizde kamu görevlilerin yargılanması savcılığınızın da takdirindedir ki, 4483 sayılı yasa kapsamında olup, izne tabidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi Onursal Üyesi yasayı “Türkiye’deki yargıya güvensizliğin tipik bir örneği” olarak resmetmektedir ki, aksini söyleyebilmemiz gerçekten çok güçtür. Ancak biz yargılanmaları talep ettiğimiz, şikâyet ettiğimiz kamu görevlilerinin 4483 sayılı yasa kapsamında olmadığı kanaatinde olup, Cumhuriyet savcılığınızca doğrudan doğruya soruşturmanın başlatılması gerektiği düşüncesini taşımaktayız.

ŞÖYLE Kİ;

 

1. Kolluk tarafından gerçekleştirilen söz ve eylemler “kamusal faaliyet olarak nitelendirilemez.”

 

TCK madde 6./c bendi “Kamu görevlisi deyiminden; KAMUSAL FAALİYETİN YÜRÜTÜLMESİNE atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir suretle sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” tanımını kullanmıştır.

 

Bu anlamda ilgili olayda kolluğun faaliyetinin gerçekten kamusal olup olmadığı tartışılmalıdır. Yetki sınırlarını aşarak görevinin gereğini algılayamamış insan haklarını bir kişinin – ki bu daha fazla da olabilirdi- yaşam hakkını hiçe sayan kolluk kuvvet görevleri ve bunların amirlerinin bu davranışlarının kamusal bir faaliyetin gereği olmadığı açıktır. Sorumluların derhal yargılanmaları da kamusal vicdanın ve adalete yönelmiş olan bu saldırı açısından kaçınılmazdır.

 

Yargıtay CGK. 28.09.1999 YYB 225-215 sayılı karar ile, “Polis memurlarının işlenen bir suçun soruşturulması sırasında işledikleri suçlar genel hükümler uyarınca yapılmalıdır” demektedir.

 

2. CMK MAD. 161/5. FIKRA GEREĞİ, “Kanun tarafından kendilerine verilen ADLİYE İLE İLGİLİ görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen KOLLUK ÂMİR VE MEMURLARI hakkında Cumhuriyet savcılarınca DOĞRUDAN DOĞRUYA SORUŞTURMA yapılır.”

 

3. Memurun “kişisel nedenlerle” işlediği suçta 4483 sayılı yasa uygulanmaz.

 

Sunulan nedenlerle şüpheliler hakkında gerekli soruşturmanın yapılması ve cezalandırılması gerekmektedir.

 

DELİLLER : Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2013/75504 soruşturma nolu dosyası, Sağlık durumunu belgeleyen tıbbi kayıtlar, basın-yayın organlarından elde edilecek görüntü ve fotoğraflar, tanık ve her türlü yasal kanıt.

 

SONUÇ VE İSTEM :

 

İş bu suç duyurusu dilekçesi ile atılı suçları işleyen şüpheliler hakkında kamu davası açılarak cezalandırılmalarını, sair her türlü talep ve tazminat hakkını saklı tutarak talep ederiz. 12.06.2013

 

 

Saygılarımızla.

Share Post
Written by
No comments

LEAVE A COMMENT