ÇHD Susmadı, Susmayacak!
 

HDP’YE YAPILAN IRKÇI SALDIRILAR HAKKINDA SUÇ DUYURUSU…

1BASINA VE KAMUOYUNA

‘Tüm ezilenlerin, sömürülenlerin, dışlanan ve yok sayılan bütün halkların ve inanç topluluklarının, kadınların, işçilerin, emekçilerin, köylülerin, gençlerin, işsizlerin, emeklilerin, engellilerin, LGBT bireylerin, göçmenlerin, yaşam alanları tahrip edilenlerin; aydın, yazar, sanatçı ve bilim insanlarının ve bütün bu kesimlerle birlikte mücadele yürüten güçlerin, her türden baskı, sömürü ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak ve insan onuruna yaraşır bir yaşam kurmak’ idealini gerçekleştirmek üzere siyasi yaşamda var olan Halkların Demokrasi Partisi’ne saldırılar, linç girişimleri söz konusu:

Balıkesir, Ayvalık/Altınordu’da,

İzmir/Dikili’de, Urla’da,

Trakya’da,

Karadeniz’de,

İstanbul/Aksaray’da,

Bu Pazar günü Muğla/Fethiye’de!                                            

‘Siyasal partiler, demokratik siyasal hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır’ güvencesini veriyor Anayasa.

‘Düşünce’ ve ‘Örgütlenme Özgürlüğü’ anayasal güvence altında.

Silahlar sussun, siyaset konuşsun deniliyor, bir süredir.

Siyasal iktidar sahipleri tarafından da, on yıllardır çözümsüz bırakılan, çok ağır insan kayıplarına, insani değerler kaybına sebep olan Kürt Sorunu konusunda bir çözüm, bir barış vaat ediliyor bu topluma.

Bizler biliyoruz ki;

6-7 Eylül 1955’de başta Rumlar olmak üzere azınlıkta olan halk kesimlerine, 19 Aralık/26 Aralık 1978’de Maraş’ta, 1980 Mayıs ve Temmuz aylarında Çorum’da, daha yakın tarihimizde, 2 Temmuz 1993’de Sivas’ta Alevi yurttaşlara ve Aydınlara yönelik kanlı katliamlar, siyasal iktidar sahiplerinin yol vermesi ile mümkün kılındı.

En çatışmalı dönemlerde birbirine kırdırılamayan Türk ve Kürt Halkı üzerinde bugün yeniden kirli emeller var. Bir ateş körüklenmek isteniyor. O ateş büyürse kimi yutacağı, nasıl söndürüleceği hesap edilmeden, bir ateş körüklenmek isteniyor.

Barışçıl gösterilere katılan gençlerin öldürüldüğü, hedef gözetilerek gözlerinin çıkarıldığı, 14 yaşında evden ekmek almak üzere çıkan çocukların, hedef gözetilerek başlarından vurulduğu, hayatını kaybettiği Türkiye’de, katiller yargı önüne çıkarılmıyor. Katilleri yargı önüne çıkaracak bir siyasi kararlılık ifade olunmuyor.

Aksine;

Özel Harekât Birimi Şefleri cezaevinden salıveriliyor, yargı önüne çıkarıldıklarında hafıza kaybına dair raporları olduğu halde, tahliye esnasında ‘aynı bilinç ve sorumlulukla’ görev başında olduklarına dair demeçler veriyorlar. Kanlı katliamların, suçüstünde yakalanmış katilleri sokağa salıveriliyor!    

Barışçı siyaset yapmak üzere örgütlenenler halen cezaevlerinde. Tahliye edilirlerse ‘dağa çıkarlar’ endişesini dile getirerek tahliye etmiyor, yargı.  

Düşünen, konuşan, sorgulayan, barışçıl gösterilere katılan üniversite öğrencileri ve onlarca Devrimci Avukat halen cezaevlerinde…

Katiller sokağa salıverildiği gibi, bir taraftan da yeni katliam planları yapılıyor.

Linç girişimleri internet üzerinden planlanıyor, organize ediliyor.

Kaymakamlık, Valilik Makamları, C.Savcılıkları, Emniyet birimleri, önceden uyarmamıza rağmen sessiz kaldılar, engellemediler, yol verdiler Fethiye’de HDP binasına yapılan saldırılara.

Türkiye 1955’lerin, 1980’lerin 1993’lerin Türkiye’si değil!

Halkların örgütlü mücadelesini bu kadar küçümsemeyin!

Düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü, siyaset yapma hakkını tanımayan, demokrasiyi içine sindiremeyen linç organizatörleri ve seyirci kalan, yol veren Devlet yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz!                           

Barış ideali hiç kimsenin yolsuzluğunun örtüsü olarak kullanılamaz!

Özgürlük için, demokrasi için, kana doymayan kirli zihinlere, kirli ellere inat; kalıcı bir toplumsal barış için, tüm duyarlı kamuoyunu ve demokratik kitle örgütlerini dayanışmaya davet ediyoruz. 14.03.2014

 

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

İZMİR ŞUBESİ

2 3

 

 

Share Post
Written by
No comments

LEAVE A COMMENT