ÇHD Susmadı, Susmayacak!
 

ÖZGÜR GÜNDEM SUSTURULAMAZ!

13939544_1323500241028521_9146630615746144650_nDarbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hal rejimi ile birlikte Türkiye’de bir sivil darbe gerçekleştiriliyor. “FETÖ örgütü ile mücadele” adı altında, yürürlüğe konulan bu KHK düzeni, tüm toplum kesimleri için hukuk güvenliğini ortadan kaldırmış durumda. Ve iktidar, tam da kendisinden beklendiği üzere, muhaliflere ayrımsız bir biçimde saldırarak, toplumun mücadeleci kesimlerini sindirmenin peşinde.

Dün bu saldırılara bir yenisi eklendi ve Özgür Gündem Gazetesi bir kez daha kapatıldı. Onlarca çalışanı işkence görerek gözaltına alındı. Yazarlarının evleri basıldı. Öncelikle buradan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma içerisinde olduğumuzu ilan ediyoruz. Özgür Gündem Gazetesi’nin bu saldırıya rağmen, özgür basın mücadelesini sürdüreceğini biliyoruz. Bu mücadelede şüphesiz ki yanlarında yer alacağız.

Türkiye’de bugün yaşananlar tam bir faşizmdir. Sahibinin sesi haline gelmiş medya kuruluşlarının adeta alkışlayarak yayımladıkları işkence fotoğrafları, yargı alanına tümden çöreklenmiş keyfilik ve Türkiye’nin artık her kurumuna sirayet etmiş korkudan beslenen biat etme kültürü bir arada düşünüldüğünde, yaşanan bu çürümenin kokusunu bastırmak mümkün değildir. Çürümenin bir çöküş doğurması ise kaçınılmazdır.

İşte tam da bu noktada hatırlatmak isteriz; bugünün karanlık, saldırgan, insanlık dışı ortamında, işkence suçunun, gözaltında kayıpların, adaletsizliğin, katliamların sorumluları apaçık ortada iken; sarayın kapısında el etek öpmek için kuyruğa girenler; yapı çöktüğünde altında kalacaklardır. Bu noktada, bir tek Nazi yargıcı Freisler’in hatırlanması kanımızca yeterlidir. Freisler, Hitler’e yazdığı mektupta: “Führer’im, halk mahkemeleri, bundan böyle bir karar verirken; siz o karara konu olan olayı değerlendiriyor olsaydınız, nasıl karar vereceğinize inanıyorsa, o yönde bir karar vermeye çalışacaktır” demişti. Sonunda hesap dahi veremedi. Zira savaşın son günlerinde Berlin bombalanırken, hem de bir yargılama sırasında, mahkeme binasının sütunlarının üzerine çökmesi ile can verdi. “Politik askeriniz” diyerek imzaladığı yukarıda atıf yaptığımız mektubu ise tarihe bir utanç belgesi olarak yazıldı.

Bu vesile ile sadece sarayda sıraya girenlere değil ama “dışarıdaki” yargıçlara ve savcılara sesleniyoruz.  Şu an “içeride” olanların büyük kısmına bu hatırlatmaları yaptık ve dinlemediler. Birçoğu o dönemde iktidarın sesi, iktidarın kalemi, iktidarın memuru olmayı yeğlediler. Dün onlara hatırlattığımızı bugün size hatırlatıyoruz; bugün gittiğiniz yol yol değil. Bugün korku ile, biat ederek kurduğunuz hükümler, yarın dönüp dolaşıp sizi bulacak. Sonunuz Fraiser gibi değilse bile, en azından parmaklıklar ardında bitecek.

Sonuç olarak, bizler, bu coğrafyanın muhalifleri, böyle günleri daha önce de gördük yaşadık. Bu ülkenin devrimcileri, yurtseverleri, bu ülkenin özgür basını, bu ülkenin işçi ve emekçileri işkenceyi, devlet terörünü, katliamları kesintisiz yaşadı. Bütün bunlar yaşanırken, iktidarın tüm odaklarının da çok iyi bildiği üzere, onurla ve inançla sürdürdüğümüz mücadele bir an dahi kesintiye uğramadı. Bugün de bu saldırıların bizlere geri adım attıracağını düşünenler varsa hiç heveslenmesinler!

Özgür Gündem susturulamayacak! Bu coğrafyanın muhalifleri sindirilemeyecek! Bütün bu karanlık dağılıncaya kadar bizler gazetecisiyle, öğrencisiyle, öğretmeniyle, avukatıyla mücadeleye devam edeceğiz!

Saygılarımızla,

Çağdaş Hukukçular Derneği

Genel Merkezi

 

Written by
No comments

LEAVE A COMMENT