ÇHD Susmadı, Susmayacak!
 

Stajyer Hakimlerin Duruşma Yapması ve Tahir Elçi’nin Katledilmesi Sonrasında Baronun Tutumu Hakkında Açıklamamız

Stajyer Hakimlerin Duruşma Yapması ve Tahir Elçi’nin Katledilmesi Sonrasında Baronun Tutumu Hakkında Açıklamamız

1.Stajyer Hakimlerin Hakim Yerine Duruşma Yapması Meselesi

Bir süre önce Ankara Adliyesinde iki stajyer hakimin Çocuk Mahkemesinde duruşmaya girerek yargılama yaptıkları ve hatta tutuklu olarak mahkemeye getirilen çocuklar hakkında da hakim yerine karar verdikleri ortaya çıkmıştır. Söz konusu olay talepçi bir meslektaşımızın Baro’nun Avukat Hakları Merkezi’ni araması üzerine tutanak altına alınmıştır. Bu noktada talepçi avukat ve AHM üyesi meslektaşlar Baro Başkanı tarafından telefonla aranmış ve çağırılmışlardır. Çağırıldıkları yerde Baro Başkanı, bir Baro Delegesi ve Başsavcı vekili tarafından karşılanmışlar ve bu kişilerin huzurunda meslektaşlık etiğine yakışmayacak şekilde ifadeler ve telkinlerle olayın üzerini kapatmaları kendilerinden istenmiştir. Sonrasında ise meslektaşlar bu konuyu tüm yönleriyle AHM gündemine taşımışlar ve AHM ise oy çokluğu ile konuyu Baro Yönetim Kurulu’nun gündemine sunmuştur. Baro yönetim kurulu ise AHM’nin aldığı kararda imzacı olan tüm AHM üyelerini görevden almıştır.

Olayın ilk aşamasını değerlendirmek gerekirse; henüz hakimlik yapma görev ve yetkisi kendisine verilmemiş kişilerin fiilen yargılama yaparak, başka bir kişinin özgürlüğü hakkında karar verecek cüreti göstermeleri ve bu kişinin bir çocuk olması, ciddiyetle yaklaşılması gereken bir durumdur. Ülkemizde çocuk yargılaması meselesi daha çok evrensel hukuk ihlalleri ile anılmakta ve bunun neticesinde çocuklar taciz, tecavüz, işkence ve ölümle yüzleşmek durumunda kalmaktadır. Bu ağır tablo karşısında söz konusu olaya sıradan bir stajyer eğitimi veya geçiştirilecek bir olay gözüyle bakmak çocuk müvekkillerimizi yok saymak, bu sahte yargılamada yargılanan çocukları bu çürümüş keyfiyet sistemine terk etmek anlamına gelecektir. Bu sebeple talepçi ve AHM üyesi meslektaşlarımızla beraber olayın takipçisi olmak ve meslektaşlarımızın arkasında durmak gerektiği açıktır.

Ancak Baro Başkanı ve bir Baro delegesi, meslektaşların arkasında durmak bir yana; üstten bir tavırla onlara olayı kapatmaları telkininde bulunmaları ve bunun bir Başsavcı vekilinin yanında yapılması hem meslektaşlık ahlakını hiçe sayan, hem de gücün karşısında çaresizce boyun eğen bir tavır olmuştur. Bizler müvekkillerimizin haklarını savunurken iktidarın maşası haline gelen yargı sistemi karşısında savunmayı savunmanın mücadelesini veren bir meslek grubunun mensuplarıyız. Bu noktada Baro Başkanı ve bir Baro delegesinin takınmış oldukları tavır aslında bu mücadeleye karşı bir tavırdır ve kabul edilemez.

Söz konusu olayın bir bütün olarak Baro yönetim kuruluna taşınması ise, hukuku ve en temel insan haklarını ayaklar altına alan kişilerin eylemi ve bu eylemin yanında yer alan meslektaşların tavrı karşısında Baronun alacağı tutum açısından son derece önemli bir noktadır. Bu noktada Baro yönetimi, AHM üyesi meslektaşlarımızın görevlerine son vermiştir. Baro Yönetimi bu kararda, AHM üyesi meslektaşlarımızın işaret ettiği olayı ciddiyetle ele almak yerine usuli bir takım gerekçeler sunmuş ve bu anlamda Baro başkanı ve Baro delegesinin tavrını onaylamış ve bu tavra ortak olmuşlardır.

2.Tahir Elçi’nin Katledilmesi Sonrasında Baronun Tutumu

Meslek örgütleri sadece üyelerinin mesleki, ekonomik sorunlarının çözümü konusunda çalışan kurumlar değil, aynı zamanda mesleklerinin uygulanmasında üzerlerindeki siyasal baskıyı azaltmak için çaba gösteren kurumlardır, olmalıdırlar. Özelde barolar, avukatların mesleklerini icrada yaşadıkları sorunların çözümünde çaba harcamalı ve gerektiğinde kurumsal olarak devlete karşı, meslek örgütü muhalefeti görevini yerine getirebilmelidir.

Mevcut iktidar her türlü hukuksuzluğu eline almakta ve kendi iktidarını güçlendirmek için hukuk dışı yolları tercih etmektedir. İktidar, kimi zaman aslında kendine göbekten bağlı yargıyı tahakküm altında tutarak, yargıç ve savcıların görev yerlerini değiştirerek hukuk dışı etkisini göstermektedir. Yargı kurumunun temel ayaklarından biri olan avukatlık mesleğinin icra edilirken, yargı kurumunun diğer ayakları tarafından yok sayıldığı, tutukluluk, cezalandırma gibi tehditlerle karşı karşıya kaldığı bir gerçeklikken, diğer tarafı da avukatların karanlık güçler tarafından katledilme tehdidinin sürekli varlığıdır. Bu durumda meslek örgütü, eş kurum örgütlerine, meslektaşlarına sahip çıkmalı, iktidara ve karanlık güçlere karşı gücünü ve birlikteliğini gösterebilmelidir.

28 Kasım 2015 günü Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesinin ardından, cenaze törenine katılmak için baro yönetiminden araç talep edilmiş ancak güvenlik gerekçe gösterilerek talebimiz reddedilmiştir. Diyarbakır’da yaşayan insanların güvenliğini yok sayan, bir baro başkanının cenazesine katılmak isteyen meslektaşlarını güvenlik gerekçesiyle reddeden baro yönetimine sormak gerekiyor; Bugün değilse ne zaman?

Baro yönetiminden araç talebinin gerekçesi ekonomik değil, böylesine siyasal bir cinayette baronun kurumsal olarak desteğinin sunularak mesleki dayanışmasının gösterilmesi talebidir. Ancak baro yönetimi mantık sınırlarımızı zorlayan ve aklımızla da dalga geçer bir gerekçe ile talebi reddetmiştir. Araç talep eden bizler zaten oraya gidecektik ve “güvenlikle ilgili bir sıkıntımız” yoktu. Bu sebeple bizlerin vekâletname teslim edilerek yargı önünde müvekkillerini savunan, akli baliğ, özcesi avukat olduğumuzu unutan ve bizler hakkında hacir altındaymışız gibi karar veren Baro yönetiminin bu tutumu da kabul edilemez.

Ankara Barosu Yönetimi göreve geldiği günden beri, bir çok toplumsal ve hukuki olayda önemli işler yapmış topluma ve meslektaşlara yararlı olma gayretinde bulunmuştur. Bu yapılanların hiçbiri görmezden gelinemez. Ancak gerek Tahir Elçi’nin katledilmesi sonrasında meslektaşları iradesiz varlıklar gibi gören “güvenlik gerekçesi” tavrı, gerekse stajyer hakimlerin duruşma yapmaları olayındaki tavır Derneğimizin Baro Yönetimine bakışını ciddi anlamda zedelemiştir.

Çağdaş Hukukçular Derneği, insan hakları ve özgürlüklerinin savunusu alanında bir gelenek yaratmıştır. Bu gelenek meslektaşlarımızla bir irade birliği sağlanması durumunda çeşitli işbirliklerine açık bir gelenektir. Nitekim imkânlar oluştuğunda birçok konuda gerek Baro Kurullarında gerek münferit olaylarda meslektaşlarımız ile beraber çalışmalar yürütülmüştür. Bu çalışmalar herhangi bir grup veya zümrenin çıkarı için değil; insanın özgürleşmesi ve demokratiklik temeline dayalı, toplum bilinci ile güvence altına alınmış bir hukuk sisteminin kurulabilmesi amacıyla yapılmıştır ve yapılmaya devam edecektir. Ancak açıklamış olduğumuz sebeplerde görüleceği üzere en temel hususlarda dahi görüş ayrılığı yaşanılan hali hazırdaki Baro Yönetimi’nin idaresindeki Baro Kurullarında birlikte çalışma olanağı kalmamıştır. Üye ve dostlarımıza saygıyla duyururuz.

Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şubesi

Share Post
No comments

LEAVE A COMMENT